Giriş
Avukatlık mesleğinin icrası karşılığında tahsil edilen vekalet ücreti, avukatın mesleki faaliyetinin maddi temelini oluşturur. Türk hukukunda vekalet ücretinin miktarı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmekte ve bu ücretin tahsili için genellikle ilam (mahkeme kararı) gerekmektedir. Ancak, ilamın kesinleşmesi bazen uzun süreçleri beraberinde getirebilmektedir. Özellikle kesinleşmeden icra edilemeyecek ilamlarda (örneğin, aleyhine hükmedilen tarafın temyiz – istinaf incelemesi yapılması için yasa yollarına başvurması durumunda) taraflar üst yargı yollarına başvurabilmektedir. Bu süreçte, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti, üst yargı aşamalarının tamamlanmasına kadar beklemek zorunda kalmaktadır. İşte bu noktada, vekalet ücreti alacağının üst yargı merciindeki karar tarihine göre mi, yoksa ilk derece mahkemesinin karar tarihine göre mi güncelleneceği önemli bir tartışma konusudur. Bu makalede, söz konusu güncellemenin neden üst yargı merciinin karar tarihine göre yapılması gerektiği hukuki gerekçeleriyle ortaya konulacaktır.
Vekalet Ücretinin Hukuki Niteliği ve Güncellenmesinin Dayanağı
Vekalet ücreti, avukat ile müvekkili arasındaki vekalet sözleşmesinden doğan bir alacaktır. Ancak, bu alacağın miktarının tespiti ve tahsil yöntemi özel bir düzenlemeye tabidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca, avukatlık ücret ve giderlerine ilişkin davalarda hüküm, Türk Lirası üzerinden verilir. Bu hükmün pratikteki en önemli sonucu, vekalet ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme tarafından karar tarihindeki Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmesidir.
Uzun süren yargılama süreçleri ve enflasyon gibi ekonomik faktörler, paranın satın alma gücünde erimeye yol açmaktadır. Bu durum, avukatın emeğinin karşılığını tam olarak alamaması riskini doğurmaktadır. İşte bu riski bertaraf etmek ve avukatın alacağını ekonomik koşullara uygun şekilde korumak amacıyla, vekalet ücretinin güncellenmesi müessesesi benimsenmiştir. Güncelleme, temelde borçlar hukukundaki “paranın değer kaybının tazmini” ilkesine dayanır. Mevcut hukuki düzenlemelere göre, yasa yollarından geçerek kesinleşen ilk derece mahkemesi kararlarında hükmedilen vekalet ücretinin, üst yargı yollarında verilen karar tarihindeki tarifeye göre değil ilk derece mahkemesindeki karar tarihinin baz alınması yönündedir. Yalnızca kararın bozulması ve yeniden yargılama yapılması durumunda bu ücretler güncellenmektedir. Bu husus da hem iş sahipleri için hem de avukat açısından maddi zararların oluşmasına sebebiyet vermektedir.
Kesinleşmemiş bir ilam, icra edilemez. Temyiz, istinaf gibi üst yargı yollarına başvurulması, ilamın kesinleşmesini ve dolayısıyla icra edilebilir hale gelmesini engeller. Bu süreç bazen yıllar sürebilmektedir. İlk derece mahkemesinin karar tarihinde belirlenen vekalet ücreti, üst yargı sürecinin sona erdiği tarihte, önemli ölçüde değer kaybetmiş olabilir. Avukat, üst yargı aşamalarında da müvekkilini temsil etmeye, savunmalar hazırlamaya, duruşmalara katılmaya devam etmektedir. Ancak bu emeğin karşılığı olan ücret, yıllar öncesinin ekonomik koşullarına göre belirlenmiş ve dondurulmuş durumdadır.
Bu durumda, vekalet ücretinin güncellenmesi için iki olası tarih öne çıkmaktadır:
- İlk Derece Mahkemesinin Karar Tarihi: Bu tarihe göre güncelleme yapılması, avukatın üst yargı sürecindeki emeğini ve paranın bu süre zarfındaki değer kaybını görmezden gelmektedir.
- Üst Yargı Merciinin (İstinaf/Temyiz) Karar Tarihi: Bu tarihe göre güncelleme yapılması ise, avukatın nihai sonuç elde edilinceye kadar sarf ettiği tüm emeği ve alacağın kesinleştiği andaki ekonomik değerini dikkate almaktadır.
Üst Yargı Merciinin Karar Tarihine Göre Güncellemenin Hukuki Gerekçeleri
Vekalet ücreti alacağının güncellenmesinde üst yargı merciinin karar tarihinin esas alınması, hem hukuki mantık hem de hakkaniyet ilkeleriyle daha uyumlu olacağı kanaatindeyiz. Yukarıda izah etmeye çalıştığımız ekonomik kayıpların önüne geçilmesi amacıyla gerekli yasal başvurular Adalet Bakanlığı tarafından kanun değişikliği gerektirdiği gerekçesi ile reddedilmektedir. O halde yasa koyucuların gerekli kanuni düzenlemeleri yaparak, alacağın zamanında tahsil edilmesini engelleyen yasa hükmünde değişiklik yaparak para alacakları konusunda kesinleşme şartını ortadan kaldırması gerekmektedir. Ya da yeni bir kanuni düzenleme ile yasa yollarına başvurulan bu tür ilamların kesinleşme tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre avukatlık ücretine hükmetmesi gerektiğine dair düzenleme yapılmalıdır. Aynı zamanda dava konusu alacak miktarının da denkleştirici adalet ilkesi gereğince, güncel değerinin hesaplanarak alacaklısına ödenmesine karar verilmelidir.
Hizmetin ve Emeğin Sürekliliği
Avukatlık hizmeti, ilk derece mahkemesiyle sınırlı kalmamakta, istinaf ve temyiz aşamalarını da kapsamaktadır. Avukat, üst yargı mercilerinde de hukuki faaliyetlerini sürdürerek müvekkilinin menfaatlerini korumaktadır. Dolayısıyla, vekalet ücreti, sadece ilk derece mahkemesindeki hizmetin değil, tüm yargılama sürecinin bir karşılığıdır. Bu nedenle, hizmetin fiilen sona erdiği ve hükmün kesinleştiği tarih olan üst yargı merciinin karar tarihi, güncelleme için en isabetli andır.
Alacağın Doğum Anı ve Kesinleşme
Vekalet ücreti alacağı, aslında avukatın hizmeti ifa ettiği anda doğar. Ancak, bu alacağın miktarının mahkeme kararıyla tespiti ve icra edilebilir hale gelmesi, ilamın kesinleşmesiyle mümkündür. Kesinleşmemiş bir ilama dayanarak icra takibi yapılamayacağı gibi, vekalet ücreti de tahsil edilemez. Bu durumda, alacağın “tahsil edilebilir” hale geldiği ve nihai olarak “kesinleştiği” an, üst yargı merciinin kararının verildiği tarihtir. Güncellemenin, alacağın tahsil edilebilir hale geldiği andaki ekonomik değeri yansıtması gerekir.
Paranın Değer Kaybının Tazmini ve Denkleştirici Adalet İlkelerinin Etkin Şekilde Uygulanması
Üst yargı sürecinin uzunluğu düşünüldüğünde, ilk derece mahkemesinin karar tarihinden itibaren güncelleme yapılması, avukatı ve müvekkilini enflasyon karşısında korumada yetersiz kalabilir. Örneğin, ilk derece mahkemesinin 2018 yılında verdiği bir karara dayanan vekalet ücreti, 2024 yılında temyiz incelemesi sonucunda kesinleştiğinde, 2018’deki tarife üzerinden güncellense dahi, 2018-2024 arasındaki ciddi enflasyonist süreç tam olarak tazmin edilemeyebilir. Oysa üst yargı merciinin 2024’teki karar tarihi esas alındığında, alacağın o andaki gerçek değeri daha doğru bir şekilde hesaplanacak ve paranın değer kaybı daha etkin bir şekilde tazmin edilecektir.
Yargıtay İçtihatlarının Yönü
Kesinleşmemiş bir ilamla icra takibi yapılamayacağına göre, icra takibi ancak üst yargı süreci sona erip ilam kesinleştikten sonra yapılabilir. Dolayısıyla, “takip talebinin yapıldığı tarih” de, üst yargı merciinin kararının kesinleştiği tarihten sonraya denk gelir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda düşünüldüğünde, güncellemenin üst yargı sürecinin bitimini ve ilamın kesinleştiği anı takip eden icra takibi tarihine göre yapılması mantıklıdır. Ancak, icra takibinin yapıldığı tarih ile üst yargı merciinin karar tarihi genellikle birbirine yakındır ve pratikte üst yargı karar tarihinin esas alınması, Yargıtay içtihatlarının ruhuna da uygun düşmektedir. Zira amaç, icra takibine konu olan alacağın o andaki değerini tespit etmektir. Denkleştirici adalet ilkesinin bir gereği de bu husustur.
Sonuç
Kesinleşmeden icra edilemeyecek ilamlarda üst yargı yollarına başvurulması durumunda, vekalet ücreti alacağının güncellenmesinde üst yargı merciinin karar tarihinin esas alınması, hem hukuken daha doğru hem de hakkaniyete daha uygun bir yaklaşımdır. Bu yöntem, avukatın ilk derece mahkemesinden üst yargı aşamalarının sonuna kadar geçen süredeki emeğinin tam karşılığını almasını, paranın değer kaybından hem mesleki olarak kendisini hem de müvekkilini etkin bir şekilde korumasını ve nihayetinde alacağın tahsil edilebilir hale geldiği andaki reel değerinin gözetilmesini sağlayacaktır.
Aksi yöndeki mevcut uygulama, avukatı uzun süren yargı süreçleri karşısında mağdur duruma düşürmekte ve mesleki faaliyetinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, uygulayıcıların (mahkemelerin ve icra dairelerinin) ve nihayetinde Yargıtay’ın, bu konudaki içtihatlarını netleştirerek, vekalet ücreti güncellemesinde üst yargı merciinin karar tarihinin esas alınması gerektiği yönündeki görüşü benimsemesi büyük önem taşımaktadır.
Av. Ali Can Çiçek
25.11.2025